Yemek yemenin altında yatan gerçeklikten habersiz bir şekilde, yalnızca öğrenilmiş bir olgu olarak yemek yiyoruz fakat doyup doymadığımızın ayrımına varamıyoruz. Psikolojik etkenler, hormonlar, yemeğin çekiciliği – kokusu ya da lezzeti, sosyal çevremiz gibi birçok faktör iştah konusunda belirleyici rol oynuyor. Esas önemli olan ise beyne doygunluk hissi gitmesi ve yalnızca ihtiyacımız olan kadarını yemektir.

 

Açlık hissi yemeye başladıktan sonra geliyor.

Açlık hissi geldiğinde gerçekten aç olup olmadığımızı ve ne zaman ne yediğimizi düşünmeliyiz. Kilo alımı ve sağlıksız beslenmenin başlıca nedeni aç olmamamıza rağmen yemek yemek ya da bir şeyler atıştırmaktır. Sofraya oturduğumuzda önce kendimizi ölçüp tartmalı sonra da önümüzdeki yemeğin besin değerine bakmalıyız. Glisemik indeksi yüksek olan karbonhidrat ve şeker ağırlıklı gıdalar bizi önce doyurur gibi gelse de aslında kan şekerini aniden yükseltir ve kısa bir süre sonra yeniden aç hissetmemize neden olur. Bu nedenle sofrada bu tip gıdalardan uzak durmalı ve gerçekten tok tutacak protein ve lif oranı yüksek yiyeceklerle beslenmeyiz. Açlık hissinin yemek yemeye başladıktan sonra geldiği gerçeğini unutmamalıyız. Hele ki aşırı açlık halinde sofraya oturduysak yemeye başladıktan sonra hiç doymayacağımızı düşünüp hızlı ve gereğinden fazla yemek yeriz. Bu nedenle öğün atlamak çok zararlıdır. Öğünler ve ara öğünler tam yapılmalıdır ki sofraya oturduğumuzda şuursuzca yemek yemeyelim. Uzun süren açlık, vücuttaki serotonin seviyesini düşürür ve beyin serotonin salınımını yemek yiyerek gidereceğini düşünür, bu yönde sinyaller verir ve daha çok yemek yememize neden olur.

 

Sebepsizce yemek yemek kadınlarda daha çok görülüyor!

Hormonlar ve duygusal çöküntüler kadınlarda iştah açıklığına sebep oluyor. Regl döneminde hormonel değişikliklere bağlı olarak şuursuzca yemek yemek, kadınların en büyük sorunudur. Bu dönemlerde nedenin tamamen döneme bağlı olduğunu bilmeli ve kendimizi kısıtlamalıyız. İstediğimiz şeyi tamamen yasaklamak bizi mutsuz edeceği için çok küçük parçalar yiyerek tatmin olabiliriz. Örneğin canınız çikolatalı pasta yemek istiyorsa iştahınızı kontrol ederek yalnızca iki çatal pasta yiyebilir ve bu dürtünüzü kontrol altına alabilirsiniz. Duygusal çöküntü yaşadığımız dönemlerde ya da kötü bir gün geçirdiğimizde serotonin salınımı düşer ve bu nedenle kendimizi yemeğe vermek isteriz. Yapılan araştırmalar kadınların bu gibi durumlarda daha çok yemek yediğini gösteriyor çünkü kadınlarda duygusal açlık, fiziksel açlığı daha yüksek oranda tetikliyor. Basit bir örnek vermek gerekirse kadınlar kötü bir gün sonrasında önüne konulan leziz bir yemekle duygusal bağ kuruyor ve onu mutlu edecek esas şeyin o olduğuna inanıyor. Bu nedenle doyma hissini kontrol altına alamıyor. Depresyon gibi durumlarda erkeklere oranla kilo alımı daha fazla görülüyor. Serotonin salınımının yalnızca yemek yemeye bağlı olmadığını bilmek ve bizi mutlu edecek daha başka şeylere yönelmek kilo kontrolünü sağlayacaktır.

 

Hormon bozuklukları iştah açıklığının en büyük nedeni olabilir.

Sebepsiz yemek yemenin en büyük nedenlerinden birisi de insülin hormonu salınımıdır. Bu nedenle eğer ki kan şekerinizde ani düşüşler oluyor ve kendinizi bir anda şuursuzca yemek yerken buluyorsanız mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Bunun yanı sıra yağ dokularından salgılanan leptin hormonu, kalın bağırsaktan salgılanan PYY3-36 isimli hormon ve beynimizin hipotalamus bölgesinden salgılanan bazı hormonlar da iştah üzerinde doğrudan etkide bulunur. Tıpkı insülin gibi aşırı iştah durumlarında bu hormonların da ölçümü yapılmalı ve her daim kontrol altında tutulmalıdır.

Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

2015 © Copyright - PRENET

PREnet Sağlıklı Yaşam Ürünleri